Futura Belgeseli: Gençlerin Umutsuzluğu, İnsanlık ve Özgünlük
- Tugba

- 23 May 2023
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 11 Eyl 2025
“Türkiye’de gençler umutsuz.” Bu cümleyi ne kadar çok duyuyoruz değil mi? Aslında sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde gençler gelecekten ve ülkelerinden umutsuz. Peki, neden?
Küçüklüğümden beri iyi bir gözlemci oldum. Her şeyi bildiğim iddiasında değilim; bazen bildiğimi sanıp ısrarcı olduğum da olur. Ama içimdeki ses hep hatırlatır: Tek bir doğru yok. Buna rağmen zaman zaman dediğim dedik de olabilirim.
Film ve dizilerde ülkelere dair verilen mesajlara dikkat ederim. Senaristin, yönetmenin, oyuncuların satır aralarında aktardıkları bana hep ilginç gelir. 11 yaşımdan beri izliyorum; hatta o yaşlarda izlenmemesi gereken ağır konuları da… Aynı şekilde romanlarda da yazarın insanlığa dair aktarmak istediklerini duymaya çalışırım. Kitap hangi yüzyılda yazılmış olursa olsun değişmeyen bir şey var: Aynı insanlık sorunları, aynı siyasi kısır döngüler, aynı doldurulamayan boşluk hissi.
Bu bana hep şunu düşündürür: Asıl mesele sınırlar ya da milletler değil. Asıl mesele, insanın insan olduğunu unutması. İçindeki boşluğu nasıl dolduracağını bilmemesi. Geçmişi bırakamamak, geleceğe güvenememek.
Bir İngiliz dizisinde, tecavüze uğradığını yıllarca saklayan bir kadının repliği vardı: “O gece bardan çıkmıştım, alkollüydüm… Herkes beni suçlayacaktı, o yüzden söyleyemedim.” Tanıdık geliyor değil mi? Sadece bizim gibi ülkelere özgü değil bu hikâyeler. İnsanlık aynı acılardan geçiyor.
Bu yüzden, dünyanın bir yerinde “daha gelişmiş” bir uygarlık olduğuna inanmıyorum. Hepimiz aynı sınavlardan geçiyoruz. Dibe inmeden, sancı çekmeden, yanmadan doğulmaz.
Elbette kültürler, inançlar, manzaralar farklı. Ama özü aynı. Dünyanın her yerinde iyi insanlar var. Ve dünyanın her yerinde iyi olamayan insanlar var.
Dune’u sevdiğimi söylemiştim. Geçen gece Dune Çocukları’nı bitirdim. Oradan bir alıntı ile bitireyim:
“Sözlere inanmak, içlerinde gizli savlara inanmak demektir. Bir şeyin doğru ya da yanlış olduğuna inanıyorsanız, bunu savunan sözlerdeki varsayımlara inanıyorsunuzdur. Böyle varsayımlar çoğunlukla temelsiz olsa da, ikna olmuş olanlar için değerli olmaya devam eder.”
O yüzden bana da inanma. Benim söylediklerim de hem doğru hem yanlış. Başkalarının sözlerini ezberleme, kopyala-yapıştır yapma, repost etme. Kendi sözünü, kendi fikrini bul.
Ezberlenmiş hayatlar, ezberlenmiş düşünceler, birbirinin aynı yüzler, aynı postlar, aynı alışverişler… Oysa özgün olmak, özgün bir sohbet kurmak, kendi kelimelerini bulmak hâlâ mümkün. Ve belki de en değerli şey bu.
Futura belgeselini izlemeni tavsiye ederim. Mubi’de bulabilirsin.


Yorumlar